ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ

ERSAĞ  ERSAĞ  ERSAĞ  ERSAĞ
ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ ERSAĞ

ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA

BANAZ

Banaz, Uşak - Ankara karayolu üzerinde il merkezine 33 km mesafededir. 
Uşak Siyasi Haritası
BANAZ HARİTA
Milattan önce 3000-4000 tarihine kadar uzanan bir geçmişe sahip olan Banaz , İç Anadolu Bölgesi ile Ege Bölgesi sınırında Murat Dağı'nın eteğinde Uşak İline bağlı şirin bir ilçedir.

Uşak-Ankara karayolu üzerinde il merkezine 33 km mesafededir.Kuzeyde Kütahya'nın Gediz ve Altıntaş doğuda Afyon'un Sincanlı ve Sandıklı, Güneyde Sandıklı ve Sivaslı Batıda Merkez ve Gediz ilçeleri ile çevrilidir. Denizden yüksekliği 914 m olan ilçenin yüzölçümü 1063 km2'dir. 669 km2'lik alanla il genelinde en fazla orman Banaz ilçemizdedir.
BANAZ İLÇE TARİH

BANAZ’IN ADI :
Şimdiki Banaz Köyü’nün ve ilçe topraklarının sahibi, iki oğlu arasında mülkünü paylaştırırken küçük oğlu sürekli olarak, “Baba bana az” diye söylenirmiş. Banaz’ın olduğu bu topraklar küçük kardeşe verilmiş.Banaz adının da bu olaydan kaldığı söylenmektedir.

İLK ÇAĞLARDA BANAZ
Yontma Taş Devri :Banaz ve çevresinin Yontma ve Cilalı Taş devirlerindeki yerleşim yerleri hala daha açıklığa kavuşturulamamıştır. Bakır Devri’nde (M.Ö.5000- 3000) sadece iki yerleşim yeri tespit edilmiştir.Bunlar Banaz Han üstü ile Paşacık Köyü, Mekcikemli Tepe’dir.

Tunç Devri: M.Ö.3000 -2000 yılları arası İlk Tunç Devri’dir. Bu devirde yerleşim yeri olarak Banaz, Öksüz, Susuz, İmrez, Dolay köy, Ahurhisar, Nohutova, Çece, Yenice, Dümenler, Karadıç Dedesi, Oturak (Kabaklar Öreni), köylerindeki höyükleri karşımıza çıkarmaktadır.

Bu yerleşim yerlerindeki medeniyet oldukça ileriydi. Bu yörenin merkezi kesin olarak belli olmamasına rağmen Çivril Beycesultan Höyüğü’nün merkez olması
muhtemeldir. Etiler zamanında bu çevrede büyük şehirler kurulmuştur. Banaz, İmrez ve Kedi Yünü, höyükleri örnek sayılabilir. Etrafı surlarla çevrili şehirlerin

batısında boy ve kral sarayları bulunmaktadır. Şehirler bir yol ile birbirine bağlıydı. İzmir Banaz Manisa yolu Elmacık Höyüğü’ne oradan Kedi Yünü, Nohutova ve Banaz hövüklerinden Hamam Boğazı’ndan doğuya doğru giderdi. Nohutova’dan ayrılan diğer bir yol da Sandıklı’ya geçmektedir bu şekilde iyi bir ticaret yolu kurulmuştur.

Demir devri: Milattan önce 1200—334 tarihleri arası Anadolu, Trakya’dan inen kavimlerin akınına uğramıştır. Bunlar Firigler ve Muşkiler’dir. Anadolu’yu yıkıp yakan bu kavimler daha ziyade yerleşim yeri olarak yüksek yerleri seçtiler. Bakır ve Tunç medeniyetleri daha ziyade ovalarda kuruldu. Kurulan şehir ve köyler Banaz höyiiğünü oluşturmuştur. Daha sonraları Banaz Deresi arasına inmişlerdir. İleriki yüzyıllarda bugünkü istasyona kadar gelmişlerdir.

 Fakat şehir su baskınına uğradığından Roma Dönemi’nde İslam Mahallesi’ne geçtiler. Firiglerin M.Ö 700 yılında yaptıkları akın neticesinde Ahat Oturak (Kabaklar Öreni), Banaz, Koçaklar Öreni, Yeni Kılşar, Düzlüce’nin batı tarafı, Kaplangı, Öksüz, Folas yıkıldı. Yörenin idaresi Lidyalılar’ın idaresine geçti. Persler Devri’nde Ahat Köyü Anadolu’nun en büyük şehirlerinden birisiydi.

ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ
Türklerin 1071 yılında Malazgirt Savaşı’nı kazanmasından sonra Anadolu Türkleşmeye başladı. Anadolu Selçuklu Devleti, 1176 tarihinde Banaz ve yöresini, bir daha el değiştirmemek üzere aldı. Yüzyıllık bir dönem içerisinde istilalara sahne olduğu için köyler, şehirler yakılıp yıkıldı. Hasan Köyü, Kızılhisar ve Oturak’ın kuzeyinde bulunan hisar kaleleri inşa edildi. Daha sonra Banaz ve civarının idaresi Germiyan Beyliği’ne geçti. 1302 — 1429 tarihleri arasında Germiyan Beyliği’nin bir kazasıydı.

 Germiyan Beyi Şah, kızı Devlet Hatun’u İkinci Murat’ın oğlu Yıldırım Beyazıt’a verdi. Süleyman Şah’ın kızına çeyiz olarak Kütahya ve civarının yanında Banaz’ın da verilip verilmediği bilinmemektedir.

OSMANLI DÖNEMİ
Banaz, Germiyan Beyliği’nin ortadan kaldırılmasıyla Osmanlı Devleti’nin idaresine geçti. Osmanlı Devleti döneminde Kütahya Sancağı’nın Uşak kazasına bağlı bir nahiye olan Banaz, 1912 yılında Kütahya valisi Gedik Ahmet Paşa tarafından köy statüsüne indirildi. Bucak merkezi İslamköye taşındı.

 Yunanlıların 15 Mayıs 1919 yılında İzmir’i işgal etmesinden sonra işgal, Anadolu ya doğru zamanla ilerledi. 25 Mart 1920 tarihinde Banaz, Yunan işgaline uğradı. Başkomutanlık Meydan Savaşı’ndan sonra Yunan kuvvetlerinin batıya doğru çekilmesiyle 31 Ağustos 1922 yılında Türk ordusu Banaz’a girdi. Böylece Banaz düşman işgalinden kurtuldu.

CUMHURİYET DÖNEMİ
Cumhuriyet’in ilanından sonra Uşak, Kütahya Vilayeti’nin bir kazası olarak kaldı. 1953 yılında Uşak’ın il olmasıyla Banaz nahiyesi kaza haline getirildi. 1954 yılında Gediz’e bağlı olan Comburt (Ayrancı ), Baltalı, Yukarı Karacahisar, Çece (Çamsu) Ovacık, Çiftciler ( Küçükler) köyleri Banaz’a bağlandı. Ayrıca 1971 yılında, Kara köse, Çiftlik Balcıdamı ve Dolayköy, (Yazı tepe) köyleri de Banaz’a bağlanarak İlçe merkezi 45 köy ve kasabasıyla bugünkü halini aldı.
Banaz ve çevresinde Roma ve Bizans Dönemi harabeleri

AKMONİA (AHATKÖY) :Banaz’a 8 kilometre uzaklıkta bulunan Ahat Köyü’nün güney tarafında üç tarafı dere ile çevrili yüksek ve çevreye hakim bir tepe üzerinde kurulmuş antik Akmonia Şehri bulunmaktadır. Burası meşhur Lidya Kral Yolu üzerindedir.
KREMON AGORA(SUSUZKÖY) :

 İlçe sınırları içerisinde kalan ve Banaz’ın güneybatısında yer alan Kremon Agora şehri, hem antik Akmonia’ya yakın olması, hem de meşhur Kral Yolu üzerinde olması yöniinden oldukça önemlidir.
HİEROXHARAX(OTURAK KOYU) :Hieroxharax, Loukhoratax şeklinde piskoposluk listelerinde “oraka” şeklinde değiştirilmiştir. Moxeanoilerin şehirlerinden birisi idi. Akmonia’dan kuzeye ve doğuya giden yol üzerinde olduğu sanılmaktadır.

DİOKLEA(AYVACIK KÖYÜ) : Banaz’a bağlı Ahat Köyü’nün güneydoğusundaki Ayvacık Köyü’ndedir. Burası Moxeanoilerin şehirlerinden birisi olup, Akmonia’dan Frigyadaki Pentepolis’e giden yol üzerindedir.
RUMBEYİ (YAZITEPE KÖYÜ) : Roma İmparatorluğu Dönemi’nden kalma bu yerlerde günümüze kadar kalıntılar kalmıştır. Bunların bir kısmı toprak altında olmasına rağmen bir kısmı toprak üzerindedir.

BANAZ İLÇE COĞRAFYA
Banaz Ege Bölgesini İç Anadolu’ya bağlayan İç Batı Anadolu eşiğinde önemli bir yol kavşağı üzerinde bulunmaktadır.
Matematik konumu: 38°12 dakika ve 39°50 dakika kuzey enlemleri ile 28°48 dakika ve 29°57 dakika doğu boylamları arasında bulunur.

Denizden Yüksekliği: 914 m.
Denize uzaklığı: 262 km.
Yüzölçümü:1.063 kilometre kare (Eşme’den sonra ikinci büyük yüz ölçüme sahip ilçe)
Banaz kuzeyde Kütahya’nın Altıntaş ve Gediz ilçeleri ,doğuda Afyon’un Sinanpaşa ilçesi, güneydoğu ve güneyde Sandıklı,güney batıda Sivaslı batıda ise Uşak ile çevrilidir.

İdari bakımdan bağlı olduğu Uşak’a uzaklığı 30 km.,Afyon il merkezine uzaklığı 80 km.dir.
Banaz ulaşım imkanları açısından çok elverişli bir konumdadır.Ege bölgesini İç Anadolu'ya bağlayan ulaşım yolları üzerindedir.Kral yolunun Banaz’dan geçmesi buranın eski çağlardan beri önemli bir ulaşım merkezi olduğunu kanıtlar.

Banaz’ın diğer ilçe ve önemli merkezlere uzaklığı şöyledir:
Banaz- Eşme : 92 km
Karahallı:90 km
Sivaslı :64 km
Ulubey :60 km
Banaz- İzmir : 240km
İstanbul: 470km
Ankara : 341km
Antalya: 270km

Yer şekilleri: Banaz yükseltisi 900-1000m.arasında değişen dalgalı düzlüklerden meydana gelmiştir.arazinin genel eğimi güneybatıya doğrudur.Kuzey ve doğuda dağlar,güneyde ise ovalar bulunur.İlçenin Kuzeyinde Murat dağı,güneyinde Bulkaz(Burgaz) dağı,doğusunda Ahır dağı bulunmaktadır.

Murat Dağı(2312m.): Kütahya’nın Gediz ilçesi ile Banaz arasında sınır oluşturmaktadır. Murat dağının 1200-1800m.ye varan bir çok tepe ve yaylaları ilçemiz sınırları içinde yer alır.

Bulkaz Dağı(1990m.):Güneyde Afyon –Sandıklı ve Sivaslı ilçeleri ile sınırımızı oluşturur.

Banaz çayı ve gerisinde Bulkaz dağı

Banaz Çayı: Murat Dağı’ndan doğarak kuzey-güney doğrultusunda akarak Denizli il sınırları içinde Büyük Menderes’le birleşir.Uzunluğu 165 km.dir.Fındık deresi,Gökkaya deresi,Gürlek deresi ve İrmez köyünden çıkan küçük su kollarının birleşmesi ile beslenir.Önemli kolları Kusura ve Yavru deresidir.

Banaz çayı
Banaz ovası:Banaz çayının getirdiği zengin alüvyonlarla oluşmuş verimli bir ovadır.

Banaz ovasından bir görünüş 
Ayrıca Nohutova ,Comburt gibi değişik yüksekliklerde,Murat Dağı eteklerinde verimli ovalar bulunur.Banaz ovası KB,GD doğrultusunda uzanır,65000 dönüm alanı kaplar.

Son yıllarda,verimli Banaz Ovası üzerinde kentleşme giderek artmaktadır.
Ayrıca,Murat Dağı eteklerinde,farklı yükseltilerde yaylalara rastlanmaktadır.

İlçede doğal göl bulunmamaktadır.Sulama amaçlı göletler yapılmıştır.Bunlar:
Kuşdemir göleti
Baltalı göleti
Kızılhisar göleti
Dümenler göleti
Yenice göleti
Kozviran göleti
Ahat göleti
Bahadır göleti
Kızılcasöğüt göleti
Küçükler Barajı
İklim ve bitki örtüsü:Banaz’ın iklimi karasal iklimin geçiş tipidir.Denizden uzak olması ve yükseltinin kıyı Egeden fazla olması karasal iklim görülmesine neden olur.Kışlar kıyıya göre daha sert ve uzun,yazlar ise daha serin ve kısa sürmektedir.
Akdeniz ve Karasal iklim arasında geçiş özelliği göstermesi bitki örtüsüne de yansımıştır.800-1000 m. arasında palamut meşesi,kızılçam,kızılcık,katran ardıcı ,saçlı meşe,karaçam gibi ağaç türleri bulunur.
Nüfus Özellikleri: 2000 Genel Nüfus sayımına göre İlçe merkezi nüfusu 19.949 olup, Toplam nüfusu 47.388’dir
Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı:
0-14 yaş %37
15-64yaş %68
65+ yaş %5
Cinsiyete göre dağılım:
Kadın nüfusu %52
Erkek nüfusu: %48
Okur-yazar oranı:
Banaz’da%99 (Türkiye genelinde okur- yazar oranı %92’dir.)
İlçede kırsal nüfus sürekli azalma göstermektedir.Bunun nedeni ise köyden ilçeye göçtür.
BANAZ İLÇE TARIM VE HAYVANCILIK
Tarım ve Hayvancılık:
Toplam yüzölçümünün (1063000 dekar)
%63’ü orman
%26’sı kuru tarım
%3’ü çayır-mera
%2,2’si tarıma elverişli olmayan alan
%0,1’i bağ arazilerinden oluşmaktadır.
Buradan da anlaşıldığı gibi arazinin %30’u ekilebilen verimli topraklardan oluşur.Değişik yağış tipleri eğim farkı değişik toprak tiplerinin oluşmasını sağlamıştır.Toprakların büyük bir bölümü kahverengi orman topraklarından oluşur.Banaz Çayı ve çevresinde alüvyonal topraklar bulunur.Yani tarıma elverişli verimli topraklar bulunur.Yetiştirilen ürünlere bakıldığında tahıllar birinci sırayı alır,nohut,mercimek,şeker pancarı,haşhaş diğer önemli ürünlerdir.
Sebzecilik ve meyvecilik de gelişme göstermektedir.Son yıllarda seracılığın artış göstermesi sebzeciliğe katkı sağlamıştır.
Elma,vişne,şeftali,kiraz.ceviz üretimi çok önemli bir paya sahiptir.
İlçede küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık merkez ilçeden sonra önemli bir paya sahiptir.Günümüzde modern yöntemlerle yapılan besi ve ahır hayvancılığı gelişme göstermektedir.


Yeraltı Kaynakları:
En önemli yer altı kaynağı ‘Cıva’dır.(Evrendede,Karacahisar,Çiçeklikaya,Baltalı,Comburt)
Linyit:Rezervi az ve kalitesizdir.(B.Oturak,Hallaçlar,Corum,Çiftlik)
Kaolen:
Hallaçlar köyü.
Bunların dışında manganez,mermer ve nikel de diğer yer altı kaynaklarıdır.
Hamamboğazı: Jeotermal alanında önemli bir potansiyel oluşturmaktadır.Mineral,bikarbonatlı ve sülfatlı suyu ağrılı,romatizmalı hastalıkların,böbrek cilt ve deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır.80°sıcaklıktaki su 405m. derinlikten çıkarılır.


Gezilip Görülecek Yerler:
-Murat Dağı
-Evrendede mesire alanı
-Anıt Ağaç(Bahadır köyü Tepedelen mevkii)
-Hamamboğazı termal tesisleri ve mesire yeri
-Yalancıdere piknik alanı
-Akmonia(Ahat köyü)
İlçe, ekonomik açıdan yurdumuzun gelişmeye müsait ender ilçelerinden birisidir. Öyleki; tarım ve hayvancılık yönünden hızlı ve bilinçli bir atılım gerçekleştirdiği gibi sanayileşme yönünden de umut verici atılımlar içerisindedir. 1960 yıllarında kurulan Malakoğullarıoğulları toprak sanayi ile 1980 yıllarında faaliyete geçen Akar Kardeşler kiremit ve tuğla fabrikası ilçenin bu konudaki boşluğunu doldururken, üretilen malları komşu il ve ilçelere de satmaktadırlar. Bunun yanında yurt dışında çalışan işçilerin iştirakleri ile kurulan mısırözü fabrikası (BANTAŞ) ilçeye ayrı bir ticari canlılık getirmiştir. Yine öncülüğünü yurt dışındaki işçilerin yaptığı Uşak seramik fabrikası Banaz’ın ayrı bir gurur vesilesidir. Her geçen gün kalitesini üretim kapasitesini yükselten bu fabrika, çok yakında dünya pazarlarında hak ettiği yeri alacaktır.
Doğum: Yörede, hamile kadının yüzü açık renkte olursa ve kirpikleri dökülürse erkek çocuk olacağına, aşerme döneminde yüzü kızarırsa ve bol bol ekşi yerse kız çocuk olacağına inanılır. Aynı şekilde eğer kadın günden güne güzelleşiyorsa doğacak çocuğun erkek, eğer çirkinleşiyorsa kız olduğuna inanılır. Doğumun kolay olabilmesi için hamile kadına zeytinyağı içirilir. Doğumun ilk günlerinde, ‘oğul yaşı’ denilen loğusa ziyaretleri yapılır Bu ziyaretler hediyelerle birlikte çocuk yaşını dolduruncaya kadar devam eder. Doğan çocuğun göbeği kuruduktan sonra herhangi bir cami avlusuna veya okul bahçesi vb. yerlere gömülür. Doğumu yeni olmuş kadın evde yalnız bırakılmaz. Zira, al basacağına inanılır. Kadının bulunduğu oda çeşitli otlarla tütsülenerek her türlü kötülüklerin uzaklaştırılması sağlanır. Kırkı çıkmayan kadının dışarı çıkması hem kendi hem de çocuğun sağlığı açısından doğru bulunmaz.
Erkekler, oğlan evinde Yemeği yedikten sonra davul zurna ile kız evinin önüne gelerek orada yörenin mahalli oyunlarını oynayarak eğlenirler. Pazar günü gelin alma günüdür. 0 gün ikindi vakti dolayında damat ve sağdıcı camide dua ederler. Damada yeni çamaşırları, elbiseleri giydirilir. Özelikle köy gençleri tek sıra halinde dizilirler. Önde bayraklarla beraber gelin evine büyük bir coşkuyla varılır. Gelin alındıktan sonra mezarlık veya köyün kutsal bilinen belirli bir yeri dolaştırılır. Gelin oğlan evine getirilir. Seymenler burada davul zurna eşliğinde oyunlar oynarlar, para atarlar. En son damat ve sağdıç oynadıktan sonra düğün töreni resmen tamamlanmış olur. Pazartesi gününe “duvak” günü denir. Bu gün sadece kadınlar toplanıp oynarlar.
İlçe ve çevresinde inançlar göreneklerin önemli bir halkasını oluşturur. Eskiden daha canlı tutulan inançlar, kültürün gelişmesi ve başkalaşmasıyla eski önemini kaybetmiş, bazıları da zamanla unutulmuştur. İnançların birçoğu yalnız Banaz’a özgü olmayan ancak bütün Anadolu’da geçerli olan davranış biçimidir. Örneğin bir evden yola çıkılınca bunun ardından hemen ev süpürülmez, aksi takdirde gidenin geri dönmeyeceği zannedilir. Yine aynı evden biri yolculuğa çıkarsa arkasından su dökülür. Bu tür görenekler Anadolu’nun her tarafında görülen davranıştır. Bunun yanında salı ve cuma günleri çamaşır yıkanmaz, tırnak kesilmez, gün doğmadan su doldurulur ve kapı aralıklı bırakılırsa kısmetin artacağına inanılır.
Kamus-ül Alim adlı eserde Banaz’ın konumu ve yerleşimiyle ilgili şu bilgiler yer almaktadır: Banaz Hüdvendigar Vilyetinde Kütahya Sancağı’nın Uşak kazası ve Uşak’ın 22 km. şarkında nahiye merkezi küçük bir kasaba olup, Büyük Menderese tabi hem namı (kendi adı) olan bir çayın kenarında vakidir. Banaz nahiyesi Uşak kazasının kısmı şarkisinde vaki olup 39 karyeden merkubdur. Müsha-i sathiyesi 1050 merbağ kilometre ve ahalisi 12.000 kişidir. Arazisi münbit ve mahsuldar olup hububatı ve bağ ve bahçeleri çoktur. Ekser tarafları dağlık olup. ormanları çok olduğundan başlıca ihracatı palamut ve keresteden ibarettir. Mahreci merkez nahiyeden 30 saat mesafede vaki Alaşehir mevkiidir. Derun nahiyede 39 cami, 38 mektep, 2 medrese, 17 dükkan Cafer Gazi namıyla bir ziyaretgah ve Hamamboğazı nam mahalde üstü açık kükürtlü bir ılıca vardır.
Banaz ulaşım imkanları bakımından elverişli bir konuma sahiptir. Banaz, Ege Bölgesi ile Iç Anadolu Bölgesi arasında bir geçit oluşturan Iç Batı Anadolu eşiği üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle gerek eski dönemlerde gerekse günümüzde ulaşım yollarının geçtiği önemli bir yerdir. Kral yolunun Banaz’dan da geçmesi bu bölgenin çok eski çağlardan beri önemli bir ulaşım merkezi olduğunu göstermektedir. Osmanlı döneminde yapılan demiryollarının bir uzantısı da buradan geçmekteydi. Bugünde demiryoluna paralel olarak Il. Dünya Savaşından sonra Amerika Birleşik Devletleri tarafından Batı Avrupa’ya ve bununla birlikte Türkiye’ye de “Marshal1 Yardımı” bünyesinde yardım yapılmıştır. Bunun sonucunda Türkiye’de 1950 yılından sonra motorlu kara taşıtlarının sayısında ve taşımacılığında büyük bir artış olmuştur. Bu gelişmeler sonucunda Türkiye’de karayolu yapımı hızlanarak devam etmiştir. 1 966 yılında Izmir- Ankara arasında yapılan E-23 karayolunun Banaz’dan da geçmesi bölgede ulaşıma ivme kazandırdığı gibi sanayi ve ticarete de büyük bir katkı sağlamıştır.